Pahalı Takım Elbiseli Kırmızı Bayraklar: Romantizmin İki Yüzyıllık Gerilemesi

YAZARLAR İÇİN

Pahalı Takım Elbiseli Kırmızı Bayraklar: Romantizmin İki Yüzyıllık Gerilemesi

Bugünün popüler romantizm romanları, kadınlara güç iddiasında bulunurken aslında onları erkeğin travmalarını iyileştiren "saf ve sakar" tiplemelere hapsediyor. Peki, 1813 yılının Elizabeth Bennet’ı, 2026’nın "CEO-sever" kahramanlarından nasıl daha özgürdü?


Bugün kadınlar oy kullanabiliyor, mülk edinebiliyor, kendi gelirlerini yönetebiliyor ve şirket kurabiliyor. Yine de bir bakıyorsunuz ki çok satanlardan genç okurların beğeni listelerine, “popüler romantizm” okurun karşısına ısrarla aynı kahramanı çıkarıyor. Dünyadan habersiz, sakarlığı kişilik diye sunulan, sürekli dudaklarını ısırıp kendisini “diğer kızlardan farklı” ilan ederken bütün özgünlüğünü kaybeden genç kadın. 

Elbette modern romantizmin tamamı aynı kadın ve erkek prototiplerini üretmiyor. Ancak çok satan listelerinde özellikle karanlık romantizm, genç yetişkin romantizmi ve milyarder aşk anlatıları çevresinde büyüyen güçlü bir damar, kadın özgürlüğünü erkeğin seçimine bağlamaya devam ediyor.

Genellikle bu genç kadının hikâyedeki görevi, kendi hayatını kurmak olmaz. Hikâyenin içine başka biri tarafından çekilir.  Karanlık geçmişi bulunan, duygusal olarak erişilmez, kontrolcü ve çoğunlukla olağanüstü zengin bir erkeğin travmalarını iyileştirmekle yükümlüdür artık o. Adamın kıskançlığı tutkudur. Tahakkümü koruma içgüdüsüdür. Öfkesi yaralanmış erkeklik, sınır ihlalleri ise dayanılmaz bir çekim olarak paketlenir. Kadınınsa edilgenliği masumiyetinden, deneyimsizliği saflığından gelir. Sessizliği derinlik ve hatta girişte birkaç yere eklenen zorlama küfür de cesarettir.

Bu kurgu, kadınlara romantizm (!) sunduğunu iddia ederken özgürlüğü erkeğin seçimine indirger. Kahraman bildiğimiz yolculukta değildir ama ayrıcalıklıdır. Dünyanın en güçlü erkeği tarafından seçildiği için değer kazanır bir kere. Hikâye gelişiminde kendi arzusunu, öfkesini, zekâsını ve ahlaki sınırlarını kurmak yerine erkeğin hikâyesine dâhil edilir.

1813 yılında yayımlanan Gurur ve Önyargı ise çok daha kısıtlı ve zor bir dünyada bambaşka bir kadın hayal etmişti. Kadınların davranışlarının katı görgü kurallarıyla denetlendiği, evliliğin geçim ve barınma meselesine dönüştüğü bir dünyaydı orası. Evli bir kadının malı ve kazancı üzerinde kocasının ağır bir hukuki hâkimiyet kurabildiği o İngiltere’de, Jane Austen hasta kardeşini görmek için kilometrelerce yürüyen, seçkinlerin karşısına çamurlu eteklerle çıkan ve yılda binlerce sterlin geliri bulunan bir toprak sahibini kişiliğini beğenmediği için reddeden Elizabeth Bennet’ı yazdı.

Aradan 213 yıl geçti.

Hakları genişleyen kadınların kurmacadaki hareket alanı neden yeniden daralıyor?



Vampirler, CEO’lar, Mafyalar ve Darcy’nin Kötü Kopyaları

Bugün çok satanlar listesinden rastgele bir karanlık romantizm romanı seçin. Karşınıza çıkacak erkek kahraman büyük ihtimalle tanıdıktır. Holding sahibi aşırı zengin CEO, mafya lideri acımasız patron, milyarder ailenin tek ve kıymetli evladı, spor yıldızı... (Henüz öğrenci mi? Korkmayın! Onun için de zengin, umursamaz ve yakışıklı ama yine de herkesin hayran olduğu kötü çocuk paketimiz var.) Devasa bir servete hükmeder, çevresindeki herkesi kontrol eder, duygularını ifade edemez ve geçmişindeki travmaları (genellikle de annesi hakkındadır) kadınlara karşı davranışlarının genel mazereti olarak kullanır.

Bu karakterlerin edebî soy ağacının bir yerinde mutlaka “Fitzwilliam Darcy” bulunur. Darcy de zengindir, gururludur, mesafelidir. İlk karşılaşmada Elizabeth’i yeterince güzel bulmadığını söyleyecek kadar küstahtır da. Toplumsal konumunun kendisine verdiği üstünlüğü doğal kabul eder. Evlilik teklif ederken bile Elizabeth’in ailesinin aşağı konumunu ve bu evliliğin kendisi açısından nasıl bir düşüş sayılacağını anlatmaktan vazgeçemez.

Modern uyarlamaların önemli bir bölümü tam da buraya kadar gelir ve… durur. Kibirli, ulaşılmaz ve güçlü erkek figürünü alır önce.  Onun dönüşümünü, ahlaki muhasebesini ve reddedilmesini anlatının dışına atar ya da iyi ihtimalle gerçek hayatta katil kim oynarken kullanacağınız türde saçma bir yalanla geçiştirir. Geriye yalnızca pahalı takım elbiseli bir kırmızı bayrak kalır.

Jane Austen, Darcy’yi dokunulmaz bir erkek fantezisi olarak kurmadı. Servetini ve çekiciliğini korurken kibrini yargıladı, ezdi, yüzüne vurdu. Elizabeth’in onu kabul edebilmesi için önce reddedilmesini, kendi davranışlarıyla yüzleşmesini ve değişimini eylemleriyle kanıtlamasını sağladı.

 Yani Darcy’nin dönüşümü, Elizabeth’in sevgisiyle, yaralarının sarılması sayesinde gerçekleşmedi. Dönüşüm, bir kadın ona hak ettiği cevabı verdiği için başladı. Aradaki fark budur.

Modern karanlık romantizmin zayıf örneklerinde kadın, erkeğin şiddetini anlayarak ödüllendirilir. Austen’da erkek, kadının saygısını kazanabilmek için davranışlarını değiştirmek zorundadır.

Bugünün popüler romanlarında “güçlü kadın” etiketi çoğu zaman davranışlarla değil, dekorlarla kuruluyor. Kahramanın güçlü olduğu söyleniyor ama anlatı boyunca kararlarını erkek veriyor. Aşk ilişkisi başladığı anda sınırları, mesleği, arkadaşlıkları ve kişisel hedefleri buharlaşıyor. 

Modern romantizm, cinsel gerilimi de çoğu zaman bedensel yakınlık, sahiplenme, tehdit ve kıskançlık üzerinden kuruyor. Karakterler birbirleri hakkında pek az şey bilirken aralarındaki fiziksel çekimin büyüklüğü sayfalarca anlatılıyor. Diyalog, ilişkinin taşıyıcı unsuru olmaktan çıkıp yatak odasına ulaşmak için aşılması gereken bir geçişe dönüşüyor.

Austen’ın dünyasında bedensel temas son derece sınırlıdır. Buna rağmen Elizabeth ile Darcy arasındaki gerilim, iki yüzyıl sonra bile canlıdır. Çünkü aralarındaki çekim, birbirlerinin zihinlerine çarpmalarıyla oluşur.

 

İki Yüz Yıllık Gerileme

Bugünün kadınları Austen’ın dönemindeki kadınlardan çok daha geniş hukuki ve ekonomik imkânlara sahip. Buna rağmen kadın kahramanlarımız ekonomik ve duygusal bağımlılığın içine yerleştiriliyor. Erkek olağanüstü zenginken kadın çoğunlukla borç içinde yüzer. Erkek deneyimlidir bilmediği konu yoktur ama kadın üç beş işte çalışıp bolca küfretmesine rağmen bebek kadar saftır. Erkek, şirketini, ailesini, dünyayı yönetirken kadın kendi hayatının temel gerçeklerinden habersizdir. Bir türlü beceremez modern dünya düzeninde su sebilinden su almayı bile. Erkek sınırları ihlal edebilir; yapabilmektedir çünkü. Kadın bu ihlalleri tutku olarak okur. Ne de olsa kadın seçilmiş olmanın ihtişamıyla parıldar.

Bu düzen, eski evlilik pazarının güncellenmiş bir biçimini andırıyor. Kadının güvenliği, statüsü ve kendilik değeri güçlü bir erkekle kurduğu bağa teslim ediliyor. Korse yerine modern bir elbise, at arabası yerine özel jet, malikâne yerine lüks çatı katları ya da köşkler var.

Jane Austen ekonomik bağımlılığı romantik sisin arkasına saklamıyordu. Bennet kızlarının neden evlenmek zorunda olduklarını açıkça gösteriyordu hikâyede. Ailenin mülkü erkek varise geçecekti. Bay Bennet öldüğünde karısı ve kızları evlerinden çıkarılabilirdi. Yani Austen’ın romanlarında evlilik duyguların ekonomiden bağımsız yaşandığı steril bir alan değildir. Barınma, miras, sınıf, toplumsal itibar ve gelecek güvencesiyle çevrilmiş bir pazardır.

Bu nedenle Elizabeth’in Darcy’yi ilk teklifinde reddetmesi sıradan bir romantik geciktirme hamlesi sayılamaz. Elizabeth, ailesinin kırılgan ekonomik durumuna rağmen kendisini aşağılayan çok zengin bir erkeğe hayır der. Güvenli bir gelecek ihtimalini, özsaygısının önüne koymaz.

Darcy’nin yıllık geliri romanda defalarca vurgulanır. Bu, onu dönemin ekonomik piramidinin tepesine yerleştiren, büyük ölçüde toprak ve miras düzenine dayanan olağanüstü bir servettir. Austen bu servetin çekiciliğini inkâr etmez ama asla servetin karakterin yerine geçmesine izin vermez.



Kırmızı Bayrakları Romantizm Sanmak

Modern karanlık romantizme yöneltilecek eleştiri, okurların fantezilerini denetlemek veya kurmacayı ahlak dersine çevirmek olamaz, olmamalıdır da.  Edebiyat tehlikeli, karanlık ve rahatsız edici ilişkileri anlatabilir. Sorun, şiddetin veya tahakkümün eleştirel bir mesafe kurulmadan sevginin kanıtı gibi sunulmasıdır.

Aynı şekilde karakter kıskanç, kontrolcü veya acımasız olabilir. Anlatı onun davranışlarını dönüştürmeden ödüllendiriyorsa başka bir mesaj üretir. Kadının sınırlarını ihlal eden adam, sırf travması bulunduğu ve çekici göründüğü için ideal sevgiliye dönüşüyorsa metin tahakkümü romantikleştirir.

Darcy’nin ayrıcalığı, yakışıklılığı veya zenginliği onu Elizabeth’e layık hâle getirmez. İlk teklifinde reddedilir. Elizabeth’in eleştirilerini dinler. Kendisine yöneltilen suçlamalara kızmakla yetinmek yerine davranışlarını gözden geçirir. İkinci teklif geldiğinde aynı adam değildir.

Austen’ın romantik standardı şaşırtıcı ölçüde yüksektir: Arzu yeterli değildir. Servet yeterli değildir. Büyük sözler yeterli değildir. Değişim, davranışla görünür hâle gelmelidir.

 

 

Çay Saati İllüzyonunun Sonu

Austen, kadın karakterine arzu edilme hakkından daha fazlasını verdi. Seçme, reddetme, yargılama, yanılma, utanma ve fikrini değiştirme...

Modern romantizmin geriye düştüğü yer tam olarak burasıdır. Elizabeth Bennet, 1813’te çamurlu etekleriyle Netherfield’a girdiğinde bütün sınıf sistemini tek başına devirmedi. Böyle bir iddiaya ihtiyacı da yoktu. Başkalarının onu nasıl görmesi gerektiğine ilişkin kurallara rağmen yürüdü, kirlenmeyi göze aldı ve gitmek istediği yere kendi ayaklarıyla ulaştı.

Utanç verici olan 1813’ün kadınları değildir. Onca yıl sonra, Elizabeth Bennet’tan daha az özgür kadınlar yazmaya devam eden edebiyattır.