Mitolojisinde Kadının Düşürülmesi:Tanrıçası İblise Dönüştürme Çabaları

YAZARLAR İÇİN

Mitolojisinde Kadının Düşürülmesi:Tanrıçası İblise Dönüştürme Çabaları

Mitolojide kadının düşürülmesi; ana tanrıça kültünden ataerkil sisteme geçişte dişilliğin "şeytanlaştırılması" sürecidir. Babil'de Tiamat'ın katledilmesiyle başlayan bu süreç, Lilith efsanesiyle eşitlik talebinin lanetlenmesine ve Havva mitiyle kadının erkeğin bir uzantısı haline getirilmesine dayanır. "Yasak elma" ve "ilk günah" anlatılarıyla pekiştirilen bu kurgu, kadını evreni doğuran kutsal ruhtan, tüm kötülüklerin anası kabul edilen lanetli bir figüre dönüştürmeyi amaçlar.

 

 

 

 

MİTOLOJİLERDE KADININ DÜŞÜRÜLMESİ: TANRIÇAYI İBLİSE DÖNÜŞTÜRME ÇABALARI

Babil’in kanla yazılmış tarihinde yükselen Marduk’un kılıcı, Tiamat’ın şahsında kadını köleliğin derin sularına hapsetmiştir. Bu durum kendisini Mezopotamya’nın çok tanrılı evreninden semavi dinlerin tek tanrılı evrenine geçişte Lilith ve Havva üzerinden meşrulaştırmıştır. Artık kadın; evreni doğuran vahşi dişil ruhtan erkeğin kaburgasına hapsedilen ve tüm kötülüklerin anası kabul edilen bir varlığa evrilmiştir.

Kökeni çok daha eski anlatılara dayanan Lilith efsanesi, Musevi mitolojisinde tıpkı Âdem gibi topraktan ve onunla aynı anda yaratılmış bir figür olarak geçmektedir. Onun günahının temelleri erkeğe boyun eğmeyip kendisini onunla eşit olarak görmesine dayanır. Ancak eril akıl, onun bu talebini kabul etmez. Lilith’in bu başkaldırısı onun “canavarlaştırılmasına” ve sistemin dışına itilmesine neden olur. Lilith artık geceleri çocukları kaçıran, erkekleri ayartan, çöllerde yaşayan bir iblise dönüştürülerek lanetlenmiş bir figürdür. Lilith’in bu şekilde lanetlenmesi, aslında kadının toplumsal hayattaki eşitlik talebinin de lanetlenmesi demektir.

Lilith gibi bağımsız bir vahşi ruha boyun eğdiremeyen sistem, itaatkâr kadını kurgulamak için Havva’yı yaratır. Ancak Havva’nın yaratım süreci topraktan değil, doğrudan erkeğin kaburga kemiğinden meydana gelir. Kadın bu kurguyla, erkeğin bir uzantısı haline gelmiş ve ontolojik olarak da düşürülmüştür. Neolitik Dönem’de her şeyi yoktan var eden ana tanrıça inancı, yerini bir nevi figüran konumuna indirgediği kadına devretmiştir.

Kadının düşürülmesi üzerine kurgulanmış ataerkil sistemin son ayağını; “Yasak Elma” ve “İlk Günah” anlatıları oluşturur. Kadının doğayla kurduğu bağ ve merak duygusu bu anlatıda dünyanın felaketine yol açan bir zayıflık olarak gösterilir. Havva, yılanın sözlerine kandığı gerekçesiyle cennetten kovulmanın sorumlusu ilan edilir. Burada bahsi geçen yılan figürünün, eski inançlarda bilgeliğin ve şifanın sembolü olduğunu da belirtmekte fayda vardır. Kadına ve onun şahsında kadının tüm sembollerine karşı yapılan bu saldırı, kadını ahlaki olarak da düşürmektedir.

Sonuç olarak eril aklın kadını; tanrıçalıktan lanetli bir iblise dönüştürme çabaları amacına ulaşmıştır. Tiamat’ın katledilmesiyle başlayan fiziksel şiddet, Havva’nın yaratılış mitiyle tam bir zindana dönüşmüştür. Yine de bu binlerce yıllık düşürülme süreci, izleri silinemeyen Lilith’in şahsında başarısızlığa uğramıştır. Günümüzde dahi Lilith’in eşitlik çığlığını kendisine şiar edinen kadınlar bebeklerin üzerine değil ama ataerkil zihniyetin üzerine kâbus gibi çökmektedir.

                                                                                                                                                                                                                                BERNA GÜZEL