Kitap İçin Tanıtım Dosyası (Pitch Deck) Hazırlama Rehberi
Kitap İçin Tanıtım Dosyası (Pitch Deck) Hazırlama Rehberi
Yayınevleri Dosyaları Neden Reddeder?
Çoğu yazar ya da yazar adayı için belirli yönergeler bulunsa da dosyaların yayınevleri tarafından reddedilmesinin belirli yapısal sebepleri vardır. Dosyanızın onaylanması aylar hatta yıllar sürebilir ya da uzun süreli bir bekleyişin ardından ret cevabı alabilirsiniz. Yanıt olumsuz olduğunda çoğunlukla, “Yayınevleri dosyaları gerçekten okuyor mu?” sorusu akıllara gelir. Aslında evet, çalışmanız okunuyor ve birçok dosya tahmin edilenden daha kısa sürede eleniyor olabilir çünkü editörler, mesleki yetkinlik gereği kitaplaşma sürecine hâkimdirler ve yalnızca hikâyeye bakmazlar. Bununla birlikte yalnızca nasıl anlatıldığına ya da yalnızca karakter odaklı da bakmazlar. Daha ilk sayfadan yapısal olarak ele alınabilecek unsurları kısaca şu şekilde sıralamak mümkün:
· Anlatı ritmi
· Düşünsel yoğunluk
· Dilin bilinçli kullanımı
· Dilin iç yapısı
Yani bir roman dosyası ekseriyetle “kötü” olduğu için değil bu ve bunun gibi yapısal özellikleri karşılamadığı için elenir.
Peki, yayınevleri ilk sayfalarda neye dikkat eder? Editörler bir dosyada hangi sorunları hemen fark eder?
451 Atölye olarak yazarlar ve yazar adayları için bir metinde en tehlikeli olabilecek üç hataya (info-dumping, head-hopping, klişe açılışlar ve yapay edebîlik) yönelik mini bir kılavuz hazırladık.
Hikâye kurmak yerine bilgi yığmak (info-dumping) özellikle yazar adaylarının sıklıkla düştüğü hatalardan biri. Bu hata metnin açısışının hikâyeyi hissettirmesi ve ilerletmesi yerine dünyayı “açıklamasıdır”. Genellikle şu şekillerde karşımıza çıkar:
Bu girişler okuru hazırlamak düşüncesiyle kullanılsa da deneyimli bir editör için eleme nedenidir çünkü iyi bir romanın açılışının açıklamayla değil hareketle olacağını bilir. Okuru bağlayan bilgi değil deneyimdir.
Deneyimli editörlerin ilk sayfalarda hemen fark ettiği teknik hatalardan biri de kontrolsüz bakış açısı geçişleridir (head-hopping). Anlatıda sahne aynıdır fakat kontrolüz biçimde karakterlerin zihnine sıçrar. Yazarlar bunun anlatıyı zenginleştirdiğini düşünse de teknik bir hata olarak kabul edilir ki roman yalnızca olay anlatma değil aynı zamanda bir bakış açısı kurma sanatıdır.
Birçok roma dosyası etkileyici olmak adına klişelere ya da edebî yapaylığa düşebilir. Sıklıkla karşılaşılan bu hatalara şu girişler örnek olabilir:
· Alarm sesiyle uyanan karakter,
· Aynaya bakarak kendini anlatan karakter,
· Havayı betimleyen uzun tasvirler,
· Yoğun dramatik girişler,
· Sürekli aforizma üretmeye yönelik cümleler,
· Hayatı değişmek üzere olan ama bunu farkında olmayan karakter tarzı anlatımlar ve benzerleri
Edebî bir metin etkileyici olmaya çalışmaz, etkileyici bir atmosfer kurar. Birçok roman dosyası olay örgüsünü iyi kurabilir fakat olay örgüsünün fiziki (mekânsal) koşulları yeterince işlenmemişse hikâye doğacağı dünyadan mahrum kalır. Karakterler konuşabilir fakat yer varlık göstermez. Zaman mevcuttur fakat atmosfer yoktur. İnsanlar bulunur fakat sosyal sınıf olarak görünmezdir. Hikâye boşlukta döner durur. Dünya ne kadar hakikiyse hikâye de o kadar hakikidir.
Yazarların bu noktada yaptıkları hataları şu şekilde sıralamak da mümkün:
Editör bu noktada, metnin yaşadığını değil tasarlandığını hisseder. Edebî derinlik yaşanmışlık hissini üretir. Metinde hayati doku hissedilmelidir. Editör daha ilk sayfalarda bunları anlamaya çalışır.
İyi bir edebî kitap çalışması önce olay değil ritim kurar. Henüz kendi ritmini bulamamış bir metin fazla süs, fazla açıklama, aşırı kontrollü bir gidiş ya da anlam çokluğu içerebilir. Özgünlükten uzak bu şekil metinsel doğru teknik ve uygulamalarla iyileştirilmelidir. Yazmak zaman içerisinde içselleştirilen bir durumdur ve özellikle ilk romanlarda yazarlar sık sık bu hatalara düşerler. Bu hatalar da yetkin bir editör tarafından çabucak fark edilir. Anlatı olay örgünü açık ederken yazarın düşünüş biçimini de ele verir. Bir editör ilk sayfalardan itibaren metnin düşünsel merkezini tartar. Bu editör için kritik bir meseledir. Kabaca şu soruların sorulduğu düşünülebilir:
· Bu metin ne anlatmak istiyor?
· İç gerilimini ne oluşturuyor?
· İnsan deneyiminin hangi boşluğuna bakıyor?
· Bu hikâye neden anlatılıyor?
Bir dosya çok iyi olay örgüsü ya da dünya kurabilir fakat metinde bir düşünsel merkez oluşturulması gerekir. Yoğunluk aşamaları oluşturulmaz ya da dengeli oluşturulmazsa anlatımın kendini hissettiremez ki okur düzeyinde bilinç alanı kuramaz. Günümüzde birçok romanı iyi yapan aslında ağırlık merkezlerinin bulunmasıdır.
Yetkin bir editör kusursuzluğu aramaz çünkü bulamayacağını bilir. Yazım hatalarına bakmak da yeterli değildir. Yine kabaca yetkin bir editörün dikkat ettiği unsurları şu şekilde sıralamak mümkün:
Deneyimli bir editör için birkaç sayfa yeterlidir çünkü çalışmanın zihinsel haritasını oluşturabilir.
Bir roman dosyasının reddedilme sebebi çoğu zaman “yetenek eksikliği” değildir. Yetenek çoğu zaman bir fazlalık ya da eksiklik de değildir. Deneyimli bir editörün çalışmanız üzerinde yapacağı teknik ve uygulamalı katkılar, çalışmanızı hakiki bir kitaba dönüştürebilir.