Yazar Tıkanıklığı Nasıl Aşılır?

YAZARLAR İÇİN

Yazar Tıkanıklığı Nasıl Aşılır?

Yazarken tıkandınız mı? Yazar tıkanıklığı bir mit mi yoksa kurgu hatası mı? Tutku, emek ve sağlam kurgu ile yazma sürecini yönetmenin yollarını keşfedin.

 YAZAR TIKANIKLIĞI NASIL AŞILIR? 

Tutku Ateşini Emekle Beslemenin Önemi

 

Yazarlık Uzun ve Meşakkatli Bir Yoldur

Yazarlık uzun ve meşakkatli bir yoldur. Bu yola çıkmayı göze alan herkesin içinde barındırması gereken en önemli cevher “tutkudur”. Bana göre bir yazar; paradan, şöhretten hatta okunma telaşından önce yaptığı işe büyük bir tutkuyla bağlı olmalıdır. Yazmadan yaşayamayacağını tüm benliğinde hissediyor olmalıdır. Bahsettiğimiz tutku; karşısına çıkan tüm engellere rağmen asla sönmeyen bir ateş gibi yanmalıdır. Çünkü bir eser ortaya çıkarmak kalbini ve beynini avuçlarının içinde sıkmaya benzer. Çoğu zaman acının dehlizlerinde çekilen doğum sancıları gibidir. Bu doğumu gerçekleştirecek kuvvet ise ancak tutku ateşiyle beslenebilir.

Yetenek Bir Sihir midir?

Peki bir yazar adayı beynini ve kalbini bir fare gibi kemiren o ilk düşünce tohumunu kelimelere dökmeye karar verdiğinde onu neler bekler? Dürüst olalım; elbette yetenek her sanat dalında olduğu gibi yazma sanatında da belirleyici bir unsurdur. Fakat bizim yetenekten kastımız nedir? Yetenek dediğimiz bu şey bir sihir midir sizce? Eğer böyle düşünüyorsanız bana göre büyük bir şekilde yanılıyorsunuz. Okuyucuların iyi bir roman yazarından bahsederken “Duygularını muhteşem bir şekilde kelimelere dökebilmiş” yahut “Bu nasıl yazmaktır arkadaş? Kitap beni altüst etti!” şeklindeki söylemlerini duymuşsunuzdur. Gelin şimdi yazara duyulan bu hayranlığın temelindeki asıl gerçeğe, saf emeğe bakalım: Yazar; eğer yeteri kadar kitap okumadıysa, toplumu gözlemlemediyse, araştırma yapmadıysa yani kısacası insan ile hemhal olmadıysa böylesi bir duygu yönetimi yapmakta çok zorlanır. Bu tarz örnekleri çoğaltabiliriz elbette. Ama her örneğin sonu yine yazarın çabasına ve birikimine çıkacaktır. Yatkınlık başka yetenek başka bir şeydir. Bir insanın genetik mirasıyla sahip olduğu şey yatkınlıktır. Kişi bu yatkınlık üzerine çalışırsa, emek verirse ancak o zaman bir yeteneğe sahip olabilir. Aksi takdirde sahip olduğu yatkınlığın da zamanla körelerek elinden kayıp gitmesini izleyecektir.

Çürük Temeller ve Yazar Tıkanıklığı

Yazar tıkanıklığı konusunda farklı görüşler mevcuttur.

Bazı yazarlar bu tıkanıklık adını verdiğimiz durumun tamamen bir bahane olduğunu savunurlar. Onlara göre masaya oturulmalı ve yazılmalıdır. Bu görüşü savunanlar yazar tıkanıklığı diye bir şey olmadığını; bunun erteleme hastalığından yahut başlama korkusundan kaynaklandığını söylerler.

Bazı yazarlar ise zihnin de dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu savunurlar. Onlara göre tıkanıklığı çözmek için yürüyüşe çıkmak, film izlemek, kitap okumak veya çalışma ortamını değiştirmek gerekir. Bu yazarlar tıkanıklık yaşarken yazmanın sadece niteliksiz metinler doğuracağına inanırlar.

Biz yazar tıkanıklığı konusuna farklı bir yerden yaklaşalım: Ya yazarın yaşadığı bu tıkanma kurgudan kaynaklanıyorsa? Bu aşılması zor bir durumdur. Zira temel kurgu hatası, yazarı içine çeken bir bataklık gibidir. Çırpındıkça balçığa bulanmanın kaçınılmaz olduğu karanlık bir bataklık…

Kabul etmek gerekir ki bir kitabın kurgusunu en başından sağlam temeller üzerine inşa etmek her yazar adayının altından kalkabileceği bir durum değildir. Ancak gerçek de şudur ki: Eğer hikâyenin kurgusu çürük temeller üzerinden yükselmeye başladıysa vay o yazarın haline! Hikâye birkaç sayfadan sonra tıkanır; yazar darboğaza girer. Sonuçta yazar adayına kalan şey, elinde patlayan bir metinden başka bir şey değildir.

Vazgeçmek Bir Seçenek Değil

Peki, muhteşem bir fikre sahip olan yazar adayı bu durumda ne yapmalıdır? Tahmin edersiniz ki “vazgeçme” eylemini kabul etmiyoruz. Çünkü tutku sahibi bir yazar vazgeçmez. Bu sorun aşılamayacak bir sorun değildir. Yazar adayı, dürüst ve gerçekçi bir ekiple bu yükün altından kalkabilir. Rahatlıkla kalkabilir demiyorum, çünkü bu bir yalan olur. Ter dökmek ve çok çalışmak gereklidir. Atölyemiz tam da bu noktada; kurguları sağlam temeller üzerine oturtmak için burada. Beyninden ve kalbinden yarattığın o ilk tohumun özünü koruyarak eserini gölgesinde dinlenebileceğin bir ağaca çevirmek için yanında olmaya adayız. Sen tutkuna ve fikrine güveniyorsan, biz de yarım kalan hikâyeni tamamlamak için kendimize güveniyoruz. Ve gerçekten hazırsan seni bekliyoruz.

Bizi soracak olursan; biz her zaman hazırız…