Game Of Thrones Aslında Ne Anlatıyordu? Bir Amerikan Dış Politika Alegorisi Olarak Game Of Thrones

SEKANS

Game Of Thrones Aslında Ne Anlatıyordu? Bir Amerikan Dış Politika Alegorisi Olarak Game Of Thrones

Game of Thrones Aslında Ne Anlatıyordu? Bir Amerikan Dış Politika Alegorisi Olarak Game of Thrones

Hollywood’un küresel ölçekte tanıtım desteğiyle sansasyonel etki yaratmaya yöneldiği film, dizi projelerinin hemen hepsinde ABD dış politikasının ağır etkisini gözlemleriz. Desteklenen ürünler politikalarla paralel ya da politik programdan önce sunulabilir; söz gelimi, ‘’bir uyuşturucu ticareti parodisi’’ olan ‘’Breaking Bad’’ ülkelerin marihuana kullanımını yasallaştırma süreciyle eşzamanlı yayınlanırken bir başka yerde ‘’bir Hitler güzellemesi’’ olan ‘’Jojo Rabbit’’ Ukrayna Savaşı’nın hemen öncesinde vizyona girer. Yayınlandığında dünyadaki izleyiciyi kitlesinin önemli bölümünü etkisi altına alan, Arap Baharı’nın başladığı 2011’de izleyiciyle buluşan fantastik yapım Game of Thrones’ta da benzeri bir politik anlatının izleri göze çarpar.

Dizinin tamamı Batı’ya bir öğüt niteliğindedir; Yedi krallığın tamamı acımasız bir taht kavgasına girişmiştir ve krallıklar kendi aralarındaki mücadeleyi bir an önce sonlandırıp medeniyetin tamamını tehdit eden Ak Gezenlere karşı birleşmelidirler. Medeniyet, ilerleyen sezonlarda ittifakı kurmayı başarmasına rağmen son derece ağır bir yıkımla karşı karşıya kalarak, ancak bir çeşit Pirus Zaferi’yle yetinecektir.

Kızıl ve yeşil gözlü kötülere aşina olan bizler ilk kez mavi gözlü bir Baş Kötü’yle karşılaşmışızdır. Üstelik söz konusu Kötü, yakın zamanda örneğine ‘’Thanos’’ karakterinde rastladığımız türden görkemli bir fiziksel görünüme de sahip değildir. Bu kez Baş Kötü orta boylu, mavi gözlü ve çelimsizdir. Öyle ki yanında bulunan komutanlar dahi bu karakterden daha görkemli, dikkat çekici biçimde tasarlanmıştır.

Bununla birlikte, bu çelimsiz kral son derece kendinden emin ve kararlı bir tavırla insan medeniyetinin duvarlarına dayanır, bir hamlede geçilmez sanılan duvarları yerle bir eder, sonrasında ise medeniyete izlenmeye değer bir kâbus yaşatır.

Batı medeniyetinin duvarları bugün Ukrayna sınırında. Batılılar henüz sınırlarına doğrudan müdahale edilmeden bir araya geldi. Şu an için duvarın ötesindeki mavi gözlüleri düşman mavi gözlülere kırdırarak kendini bir ölçüde güvenceye almış gibi görünüyor. Ayrıca, Hollywood’un evcilleştirilmiş Faşizm temsilleriyle de desteklenen Doğu Avrupalı Neo-nazileri kahramanlaştırma programları da çalışır durumda. Fakat Batı’nın, geleneksel radikal örgütlerle aynı dönemde sahaya sürdüğü modern-faşist aşırı sağ oluşumlardan daha fazlasına ihtiyacı var gibi görünüyor.

Kış geldi…