Interstellar: Birbirine ‘‘Dolanik’’ Yildizlararasi Bir Baba-Kiz

SEKANS

Interstellar: Birbirine ‘‘Dolanik’’ Yildizlararasi Bir Baba-Kiz

INTERSTELLAR: BİRBİRİNE ‘‘DOLANIK’’ YILDIZLARARASI BİR BABA-KIZ

 

Tarihsizliğe meydan okurcasına bir güçle karşımızda beliriveren Interstellar (Yıldızlararası) kült filmler çağının iyiden iyiye sona erdiğini hissettiğimiz bu zamanda bizi fena halde yanılttı. İyi teorize edilmiş senaryosu, profesyonel görsel efektleri, güçlü oyunculukları ve genelden özele doğru gelişen dramatik yapısı filmi daha ilk anda unutulmazlar arasına yerleştirmemize yetiyor. Tüketim sinemasının bu denli Hollywood’u ele geçirdiği günümüzde yarattığı soru işaretleriyle birlikte ‘‘Hollywood’da hâlâ iş var,’’ dedirtiyor yine de Interstellar.

Yönetmenliğini Christopher Nolan’ın üstlendiği 2014 yapımı film, yeryüzündeki yaşamın sona ermeye yüz tuttuğu bir gelecekte insanlığın yeni dünyalar keşfetme çabasını özel bir aile dramı eşliğinde ele alır. Filmin asıl kahramanı olan NASA’nın eski pilotu Cooper (Matthew McConaughey), tarımın hayati önemde olduğu bu zamanda ailesi ile birlikte tarla işleterek yaşamını sürdürmektedir. Günün birinde evin etrafında alışılmışın dışında bir durumla karşılaşır ve evde kızının odasına çıkar. Bir hayaletle iletişim kurduğunu düşünen kızı Murph’ün (Jessica Chastain) odasının zemininde yerçekimsel izler olduğunu gören Cooper, bu kodları dikkate alarak NASA’nın gizli üssüne kadar ulaşır ve Profesör John Brand’le (Michael Caine) görüşür.

Yapılan görüşmede Profesör Brand, Cooper’a Satürn yakınlarında bilinmeyen bir medeniyet tarafından yapay olarak oluşturulduğu düşünülen solucan deliğinden söz eder. Bu solucan deliğinden geçilerek Gargantua adı verilen kara deliğin yörüngesinde yer alan, yaşam potansiyeline sahip üç adet gezegene ulaşılacak, daha önce oraya giden ekiple temasa geçilecek ve uygun olan gezegende yeni bir yaşam alanı yaratılacaktır. Teklif edilen bu zorlu görevi kabul eden Cooper, ailesini dünyada bırakmak pahasına yola koyularak Endurance uzay aracı ekibiyle birlikte on yıllar süren bir maceraya girişir. Bütün bu macerada kritik nokta, birbirine ağır bir duygusal yükle bağlı baba-kızın ilişkisidir. Milyonlarca ışık yılı mesafede uzun yıllar birbirini görmeyen Cooper ve Murph yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen duygusal bağlarını asla koparmamışlardır. Aralarındaki bağın, klasik fiziğin tanım sınırlarını aşan özel bir bağ olduğu ise hikâyenin ilerleyen kısımlarında açığa çıkacaktır. Kuantum düzeyindeki bu etkileşim, hikâyenin doğrusal değil döngüsel olduğunu, bu döngü içerisinde baba-kızın etkileşim halinde olduklarını aktarır bize.

Peki kuantum düzeyinde etkileşim ne demektir ?

Bu soruyu yanıtlamanın tek yolu kuantum fiziğinin belki de en tuhaf konusu olan ‘‘Dolanıklık Kuramı’’na değinmekten geçiyor. Söz konusu alana girdiğimiz anda gündelik yaşamda edindiğimiz deneyimleri aşan, duyu organlarımızla sonuçlarına vardığımız klasik mantığı alt-üst eden başka bir düzlemle karşılaşırız hemen. Atom altı dünyada birbiriyle etkileşim halinde bulunmuş parçacıkların ‘‘davranışları’’ bizim alışageldiğimiz davranışlardan oldukça farklıdır çünkü.

Elimizde iki adet atom-altı parçacığın olduğunu ve bunları etkileşime soktuğumuzu düşünelim. Ardından etkileşimin bir evresinde birbirine dolanık hale gelen bu iki parçacıktan birini milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir noktaya göndermiş olalım. Tuhaflık birbirinden uzaklaştırılmış bu iki parçacıktan birini ölçüm için gözlemeye başladığımız anda başlar: Aralarındaki bu devasa mesafeye rağmen gözlemcinin birinci parçacık üzerinde yarattığı etki uzakta olan ikinci parçacık tarafından da aynen algılanır, aynı tepkimeyle karşılaşılır. Şöyle de ifade edebiliriz bunu: söz gelimi, atom altı iki parçacıktan birine ısı uyguladığımızda sadece ısı uygulanan parçacık değil milyonlarca ışık yılı uzaktaki dolaşığı olan diğer parçacık da ısınacaktır! (Ve uzaktaki parçacığın aynı anda tepki veriyor olmasının, ‘‘hiçbir şeyin ışıktan hızlı hareket edemeyeceği’’ yasasına da aykırı olduğunu unutmamalıyız…) Böyle bir bağ ayrıca, parçacıklardan birinin durumunu tespit ederek diğer parçacığın durumu hakkında fikir yürütmemize de olanak tanır.

Söz konusu kuram ilk kez 1935 yılında ‘‘EPR Paradoksu’’ adıyla Albert Einstein, Boris Podolsky ve Nathan Rosen tarafından ‘‘Fiziksel Gerçekliğin Kuantum Mekaniksel Tanımı Tamamlandığı Düşünülebilir mi ?’’ adlı makalede tartışıldı. Peşi sıra, aynı yıl Erwin Schrödinger tarafından kaleme alınan bir another makalede (orijinal text: başka makalede) dolanıklık adı doğrudan kullanılmış, bu ilk iki çalışmayla kuantum mekaniğinin klasik mantığa aykırı davranışlarına odaklanılmıştır. Schrödinger’e kıyasla Einstein’ın konuya yaklaşımı ilginçtir: Dolanıklık terimini kullanmayı reddeden Einstein elde edilen bu sıra dışı duruma ‘‘uzak mesafeden hayaletimsi etki’’ adını vermeyi tercih eder.

Einstein’ın eleştirel bir tutumla yaklaştığı kuram daha sonra, 1980’lere geldiğimizde Fransız fizikçi Alain Aspect tarafından ispatlanacaktır. Aspect, birbirine dolanık, ışık hızında hareket eden iki fotonun bilgiyi nasıl paylaştıklarını bulmaya yönelik deneyler gerçekleştirir. Sürdürdüğü deneyler sonucunda fotonlardan birini ölçmenin, diğer fotonu ânında etkilediğini bularak teoriyi gerçekliğe dönüştürür. Bugün aralarında kilometrelerce mesafe bulunan parçacıklar yoluyla aynı anda bilgi paylaşımı sağlamaya yönelik gerçekleştirilen deneyler başarıyla sonuçlanmaktadır.

Cooper ve Murph’ün bağlılıkları işte bu temeller üzerinedir ve tüm filmi bu paylaşım ağı çepeçevre sarmış durumdadır. Ayrı uzay-zamanda bulunan ikili biz izleyiciler için sevgi olarak kodlanmış bağla tek bir parçaymış gibi hareket ederler. Zaman zaman lanetler yağdırdığını görsek de, film boyu Murph’ün de babası gibi büyük bir özlemle kavuşacakları günü beklediğini hissederiz. Tamamlayıcıdırlar; Murph insanlığın geleceğini ilgilendiren sorunu teorik olarak çözmeye çalışırken, Cooper aynı sorunu pratikte çözmeye yönelmiştir. Bu uğraş sırasında birinin içerisinde bulunduğu olumlu ya da olumsuz durum diğerini de etkiler, üzeri örtülü biçimde birbirlerine yön verirler.

Gargantua yörüngesindeki Dr. Mann’in gezegeninde Cooper ve Mann’in (Matt Damon) arasında geçen kavga Cooper ile Murph arasındaki etkin bağa açık bir örnektir. Endurance ekibi tarafından bulunup yapay uykudan uyandırılan Dr. Mann ile Cooper gezegen üzerinde güvenli alanlar belirlemek için küçük bir geziye çıkarlar. Ekipten tamamen uzaklaştıkları bir anda gezegenden kurtulma plânları yaptığı anlaşılan Mann, Cooper’ı öldürmeye çalışır. Aralarındaki kavganın olumsuzdan olumluya doğru ilerleyen seyri Dünya’da Murph’ün erkek kardeşi Tom (Casey Affleck) ile yaşadığı gerilimle eş zamanlı ve aynı doğrultudadır: Cooper kaskındaki camın çatlaması nedeniyle ölmek üzereyken yer yüzünde Murph’ün, Tom’un hasta çocuğunu kurtarma çabası başarısızlıkla sonuçlanıyordur (Dr. Mann ve Tom karşıt unsurlardır). Cooper’ın ekiple iletişime geçip yardım aldığı sürede Murph de dönüş yolunda fikrini değiştirir. Ekibin, Cooper’ın yerini tespit ettiği anda Murph, tıpkı filmin başında babasının yaptığı gibi, aniden direksiyonu kırıp tarlaya dalar. Bu hamle Cooper ile Murph’ün benzer karakterini sunmasıyla birlikte, asıl olarak doğanın doğrusallığına bir itiraz gibidir. Murph yaptığı ‘‘çizgi dışı’’ hareketle az önce Tom tarafından kovulduğu eski evine geri dönmektedir şimdi.

Evde çocukluğunu geçirdiği odasına çıkıp hayaletinin gönderdiği olası işareti bulmaya çalışırken, Cooper da Gargantua’nın merkezindeki tekilliğe dek ilerleyerek dördüncü boyuta (zaman boyutuna) ulaşmıştır. Murph’ün odasına ait sonsuz sayıda zaman aralığını temsil eden parçalar arasında çaresizce gezinen Cooper sonunda kızıyla iletişime geçmenin yolunu bulur. Yerçekiminin zamanı dahi aşabilen etkisiyle, yaşamın devamı için inşa edilecek yapay gezegenin yerleşeceği Güneş Sistemi’ndeki yörüngeye ait koordinatları iletecektir. Murph’ün aramaya devam ettiği esnada Cooper odadaki eski kol saatine mors alfabesi yoluyla koordinatları gönderiyordur. Saatin saniye kolundaki titreşimlerin tesadüfi olmadığını fark eden Murph mors kodunu deşifre eder ve daha sonra uygun yörüngeyi saptar. (Kuantum seviyesinde zamanın doğrusal olmadığı yine bu anda anlaşılır. Odanın zemininde gördüğümüz izler, Cooper henüz uzay macerasına girişmemişken oluşmuştur. Yani Cooper, yer yüzünde olduğu sürede aynı anda Gargantua’dan ‘‘Kal,’’ mesajı gönderiyordur! Sonrasında Endurance ekibi solucan deliğinden geçerken Cooper’ın ekip arkadaşı Amelia Brand (Anne Hathaway) ile fiziksel temas kuran varlığın da Cooper olduğu anlaşılır.)

Uzay boşluğunda kendini kaybetmiş halde bulunan Cooper gözlerini açtığında Dünya’dan ayrılmış olan insanların kurduğu yapay gezegendedir. Geçen zaman aralığında Murph’ün saptadığı yörüngede gezegen inşa edilerek yaşamın devamı sağlanmıştır. Murph’ün hâlâ hayatta olduğunu öğrenen Cooper sonunda yaşlanmış halde bulacağı kızına kavuşur. Böylece, birbirinden ayrılan iki dolaşık foton, aralarına milyonlarca ışık yılı mesafe girse de, birbirlerini etkilemeye devam etmiş, görevlerini tamamlamış ve bir araya gelmişlerdir.

Özel olarak, bu şahane ‘‘uyarlama’’ da daha pek çokları gibi, Birinci Sinema’nın olmazsa olmaz müdahalesine maruz kaldığını da eklemeliyiz. Bir yandan bilimsel verilerle ilerleyen hikâye bir yandan da Hollywood makinesi ile daha ilk anda mistisize edilir. Filmin girişinden itibaren oldukça açık şekilde hayalet vurgusu yapılarak tüm macera hayalet inancının meşrulaşmasına yönelir alt anlatıda. Murph hayaletine öylesine bağlıdır ki tüm insanlığı kurtaracak anahtarı orada arar. Burada da klişeleşmiş Hollywood formülü bu kez hisler yoluyla kendini gösterecektir: Murph, insanlığı kurtaracak çözümün o odada olduğunu, Cooper ise Murph’ün ondan ayrılırken bıraktığı saati almaya geleceğini hisseder. Kuantum seviyesinde elde edilmiş bulgularla desteklenen anlatı bu anlarda mistisizmle gölgelenir. Bilimle mistisizmi sentezleme yönündeki bu yoğun çaba Birinci Sinema temsilcilerinin Interstellar’ı sunmaktaki özel amacını da ele verir burada. Daha geniş çözümlemelere ihtiyaç duymakla birlikte, bu son kısım Sinemapolitik’in alanına girdiğinden burada daha fazla irdelenmeyecektir.

Tartışmasız ki Interstellar yıllardır çok sayıda yapımda (Lost, Fringe, Gravity, Arrival gibi) karşımıza çıkan kuantum fiziğine ilişkin anlatılar arasında şu ânâ kadar ki en güçlülerinden. Bilimi mistisize etmesini saklı tutarak, film fiziğin duyularımızla erişemeyeceğimiz noktalarını sinemasal dille profesyonelce harmanlamış ve izleyiciye ulaştırmayı başarmıştır. Bilimi insan gerçekliğinden koparmadan aktarmayı tercih etmek her koşulda bizi ilkel, kaba görülerle dünyayı tanımlama hatasından kurtaracak önemli bir adımdır. Bundan dolayı Cooper ile Murph’ün ilişkisini bir anlatı üslubu olarak da görmeliyiz. Bu yöndeki her ürün ise ufkumuzu açarak bizi gelenekselliğin geri kalmış kabullerinden biraz daha uzaklaştıran ‘‘kutsal’’ bir görevi üstleniyordur.


Mehmet Doğan
11.03.2017




KAYNAKÇA

https://tr.wikipedia.org/wiki/Yıldızlararası https://www.fizikist.com/nedir-bu-solucan-delikleri/ http://www.vizyon21yy.com/documan/Genel_Konular/Bilim_Teknoloji/Kuantum/Su_Ga rip_Kuantum_Dolaniklik.pdf
http://www.kuark.org/2012/04/kuantum-isinlanma-ve-kuantum-dolaniklik/